Üzgünüz, browseriniz javayı desteklemiyor
DESTİNA

Aşklara vurur bülbülüm / yuvalanır gönlümün gülüstanına
Gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde / soluğun ateş
Yak savur küllerimi çölüme döneyim
Orman fısıltıları kulağımda/ rüzgar ıslıkları
Yağmur tutuşmaları / sevgi buluşmaları
Aşkın düştüğü yerÉ yangın
Yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
Ve rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm
Bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
Ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
Irmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
Dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
Gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım
Uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
Fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
Karlı dağlarda uzak bir ses gibi
Solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
Kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
Ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
Bütün bahçelerinden kovuldum umudun
Bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum
Uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
Sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
İçinden kırılmış bir gölge
Başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
Ve nasıl dayanabilirki
Sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların
Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
Yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
Baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
Yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
Çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde
Şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
Çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim.
Kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
Nereye uçsun, umutlar yoksa kanadında esen yellerin
Bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
Aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
Gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım
Ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
İçime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
Bırak ki dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
Ateş oflayan ormanında bu ahın
Gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
Koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
Dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
Tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem
Ah DestinaÕm, kara kızım, uzun saçlı hasretim
Kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
Gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
Gönlünün güneşli bahçelerinden / nilüferlerin zülüflerinden
Ve derin kuyularından hasretin, su getir
Koca İstanbulu getir bana gelirken
Mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
Üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
Mor salkımlı düşlerini getir
İstiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
Düşsüzüm düşlerine al beni / soluksuz sevişmelerine sakla
Dudaklarınla kapat dudaklarımı / soluduğumda
Uyuduğumda / alnımdan öperek uyandır beni
Ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
Şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
Aşk bir yanımı alıp götürsün / özlem bir yanımı
Bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım
Şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
Sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiirÕim
Bırak güllere vursun gülüşün / harelensin denizlerin yüreğine
Yanaklarında aşkın solmayan rengi
Saklayıp gecelere gizini / yıldızlara uzansın mavi düşlerin
Bense çevire çevire dört duvarımı / bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım



YÜREĞİNİN ÜŞÜDÜĞÜ GÜN


Yüreğin üşüdüğü gün
Sıcacık bir günü düşün
Sıcacık bir bahar gününü
Umudun büyüklüğünü
Ve sonsuz maviliğini göğün
Yüreğin üşüdüğü gün
Bir çocuğun gülüşünü düşün
Bir çocuğun beyaz düşünü
Göveren dal uçlarını
Çatlayan tomurcuğu
Ve çiçeklenen yerini her öpüşün
Yüreğin üşüdüğü gün
Bir ormanın gümbürtüsünü düşün
Bir ırmağın türküsünü
Bulutların beyazlığını
Güneşin kızıllığını
Ve ısıtan yanını özğürlüğün



SEN GİTTİN MASAL BİTTİ


Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımıin teli, kuşumun dili gitti
Yangınlar düştü yüreğime
Issızlaştı şehir, sokaklara hüzün yağdı
Kapandı üstüme kapılar, ben kapandım içime
Günlerce haftalarca ağladım
Kırık bir ağaç dalında
Öksüz bir kuş gibi kaldım
Sen gittin
Yaprağa duran ağaçlarımı götürdün
Umutlarımı götürdün,baharlarımı
Dudağımda şarkılarımı,gökyüzünde kuşlarımı
Tutam tutam saçlarımı götürdün
Yaslandıgım duvarlarım yıkıldı,güvendiğim dağlarım
Üstüme kapandı kapılar, açılmadı bir daha
Bir daha güldüğümü gören olmadı
Zehir-zıkkım oldu yaşamak
Küstüm bütün dünyaya
Sen gittin
Kapımın zili gitti
Kuşumun dili gitti
Sazımın teli gitti
Yüreğimde kanayan siirler
Masamda sigara izmaritleri kaldı
Birde yıkıntım kaldı geride
Sen gittin
Kemanım, yayım gitti
Güneşim, ayım gitti
Kara bulutlar çöktü üzerime
Bir ben kaldım böyle boynu bükük ortalarda
Bir de yatağımda yağmur hıçkırıkları
Sen gittin
Kalbimin bülbülü sustu
Bahçemin gülü soldu
Yoldu bağrımı yokluğun
Çöl oldu gülistan
Sen gittin
Evimin adresi gitti,zilimin sesi
Ağzımın tadı
Mutluluğumun adı gitti
Sen gitin
Hayalim düşüm gitti
Sevincim gülüşüm gitti
Servetim işim gitti
Sen gittin
Sevdan yüreğimde
Yokluğun kirpiğimde çoğaldı
Sen gittin
Çakıl taşlarım gitti
Yürek vuruşlarım gitti
Sevgi kuşlarım gitti
Masal bitti
Ben bittim



SANA MECBURUM


Gözlerin ufkumda bir nur inanki
En umutsuz karanlık gecelerde
Seninle kördüğüm gibiyim sanki
Çözülmek bilmeyen bilmecelerde

Seni sevip de unutmak ne mümkün
Kalbime vurulan mühür gibisin
Ben deli divane hayata küskün
Sen yeni, taptaze ömür gibisin

Sen bir leyla isen bende mecnunum
Hangi çölde olsan arar bulurum
Sensiz yaşayamam anıyor musun
Hava gibi su gibi sana mecburum

Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim
Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim
Bu can bu bedende var oldukça
Seni ölümüm gibi bekleyeceğim


Nuri CAN



www.kumru.net