Üzgünüz, browseriniz javayı desteklemiyor
 

kaklıklara daldırdım dudaklarımı
içtim kayaları
sarnıçlar umarsızdı
çiğ sarı bir ağıtta sese döktüm
yosunul sancısı
her kar seline
bir parça daha kaptırmanın
her canın koparılışında dalımdan
dalgalarında çoğaldım
bulutları okşayan
yulaf otlarının
düştüm yollara
ne türkülere kanatlar çırptım
yasaktı
sakıncalı sevdaların
ipekler dokudum satıraralarına
çimenlere verdim sesimi
var dışarıda gül çiçeğim
özle beni yeter
tut kartalkanadı kabayelini
götür sezgilerini korkunun
esmesin bozkırlar
tomurcuklarım erkenci yavrusu
anka düşüne durmuş şahanım
ter tütündeki
nikotin değil
saran yarayı
anla beni yeter
kovanları uçuruyor arılarım
aşıyor titreyen su parmaklıkta duvarları
zincirlerini sürükler eşinen ayı içimde
şuramda kangren bu parmağım
şu kanca
altın zoka
gözlerim dağlarda gözünü sevdiğim
sal beni
yeter

Muhammet Güzel