|
Burnu
bir
karış
havada,
gözü
yükseklerdeydi
ben
onu
sevdiğimde.
Hele
hele
benim
aşkımı
yerden
yere
vurup,
nasıl
kırmıştı
kalbimi
zalim.
Dudaklarından
dökülen
acı
sözleri;
öyle
ki,
bugün
bile
unutamadım.
Ne
tebessümdü
o
,
zehirden
beter.
Her
olayda
içim
paramparça,
gözlerim
ağlamaktan
kıpkırmızı
olurdu.
Yorgun
düşerdim
onsuz
geçen,
onunla
dolu,
koyu
siyah
gecelerden.
Pişmanlıktan
kendime
lanetler
eder,
sevgimi
söylediğim
günü
düşündükçe,
kaleme
sarılıp
yazardım
ona
nefretin
aşkla
kucaklaştığı
o
uzun
mısralarımı.
Derdim
ki;
alın
yazımdı,
on
beşimin
çocuksu
aşkıydı.
Nasıl
da
gülerdi
canı
istedi
mi...
En
anlamlı
bakışlarıyla
önce
ümitlendirir,
ardından
bir
uçurumun
kenarına
yapayalnız
bırakır
giderdi.

Ben
çaresiz,
ben
yorgun,
ben
bıkkın
bu
sevdadan.
Ah
bilirdi
o
insafsız,
diri
diri
yanardım
o
böyle
yaptıkça...
onda
ne
bulduğumu
bugün
bile
bilemem.
Ama
o
günlerde
hayatımın
amacı,
varolma
nedenim
oymuş
gibi
gelirdi
bana.
Çocukluk
mu,
yoksa
gençliğimin
safça
tutkusu
muydu
bu
ölesiye
bağlanış,
içten
içe
kopan
fırtınalar,
bu
delice
yakarış?
Kim
bilir,
belki
de
sevilmeye
muhtaç
bir
kalbin
bitmek
bilmeyen
kaprisi...

Ondan
hiçbir
şey
istememiştim.
Sadece
sevgi...
Evet,
şimdi
yıllar
sonra
elimde
resmi,onu
düşünüyorum,
hatıralar...
Hava
yine
soğuk,
yine
kasvetli
gözleri
gözlerimde
yine,
sevgisi
derin
yüreğimde.
Unuttum
sanırdım,
meğer
aldanmışım.
Ağladım
saatlerce.
Onun
ölüm
yıldönümü
.
17'sinde
toprakla
kucaklaşalı
uzun
yıllar
oldu.
Bir
melodidir
kırık,
umutsuz...
Doldururken
sensizlik
o
an
odayı
gönlüm
hala
boş,
kafam
yine
dumanlı.

Bir
feryat
yankılanmıştı
acı
dolu,
tam
15
yıl
önce
bugün
bomboş
kırlarda.
Deli
gibi
koştum
sınıfa,
sırası
boştu.
Benim
kadar
çaresizdi
her
köşe.
Kendi
kendime
konuşarak
yaklaştım
sırasına;
"Sen
ölemezsin;
canımsın,
sevgimsin,
emelimsin..
dileğince
nefret
et,
alay
et
duygularımla
ama
ne
olur
bir
yalan
olsun,
acı
bir
şaka.
Evet,
evet
beni
üzmek
için
yapıyorsun.
Her
şeyini
özledim...
Allah'ım
son
defa
göreyim
yeter
bana"
Bu
sensiz
yakarış
defalarca
sürmüştü
ta
ki,
ölümün
o
sinsi
kokusunu
içimde
duyana
kadar.
Hıçkıra
hıçkıra
ağladım,
sıraya
kazıdığın
ismini
öptüm.
Sonra,
ona
ait
bir
şeyler
bulmak
için
aradım
her
köşeyi...
Buruşturulmuş
bir
sayfa,
kitaplarından
birinin
arasından
düşüverdi
yere.
Yazı,
onun
yazısı.
Bir
mektuptu,
özenilerek
yazılmış,
belki
de
çok
emek
verilmiş
her
satırına...Çok
şaşırdım,
mektup
bana
hitabendi.
Korkakça,
kaybolmasından
korkarak,
acıyla
okudum
her
cümleyi
kalbimde
büyüyen
bir
özlemle...
Hele
hele
o
ilk
satırı...
Öyle
ki,
bugün
bile
unutamam,
okudukça
ağlarım.
"İnsan
sevdiğini
yerden
yere
vururmuş
bir
tanem,
AFFET
BENİ
!!!..."

Yazarı
Bilinmiyor


Grafik
Tasarım
©Kumru
|