Untitled Document
 
   
 
 
 



  Küçük istavrit,
yiyecek bir şey bulduğunu sanıp, hızla atıldı çapariye.
Önce müthiş bir acı duydu dudağında, güm güm atmaya başladı yüreği..
Sonra hızla çekildi yukarı doğru. Aslında hep merak etmişti, denizlerin üstünü.
Neye benzerdi acep gökyüzü..
Bir yanda büyük merak, bir yanda ölüm korkusu..

"Dudağı yarıklar" denir, şanslıdır onlar. Hani görüp de gökyüzünü , insanı,
oltadan son anda kurtulanlar..

Ne çare, balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu. Küçük istavrit anladı ki,
yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa şimdi yüzerken küçük
yeşil leğende, cansız uzanıvermişti. Dostlarının da değiyordu minik yüzgeçleri..
İnsanlar gelip geçtiler önünden. Bir kedi, yalanarak baktı leğenin içine.
Yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi. Beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu..

İşte tam o anda eğilip aldım onu.
Yürüdüm deniz kenarına, bir öpücük kondurdum başına.
İki damla gözyaşımdan ibaret, sade bir törenle saldım denizin sularına.
Bir an öylece bakakaldı. Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti, tüm kederlerini
söküp atarak. Teşekkürü de ihmal etmemişti, bir kaç değerli pulunu
avuçlarıma bırakara.

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sonra kızdılar "neden yaptın bunu?"
diye . "Birgün," dedim "bulursam kendimi yeşil leğendeki istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye."


Serdar Sıralar
     
     
   
   




Grafik Tasarım ve Flash Animasyon
©Kumru


© www.kumru.net / 2009




 

 

Untitled Document