 |
Akasyalardaki
çiçekler baharı müjdeliyor.
Kuğulu park cıvıl cıvıl. Süzülen
kuğular, arkalarında yavruları,
suda yankılanan akşam güneşinin
keyfini çıkarıyorlar.
Minnacık yumuk eli, buz kesen
avcumda sıcacık.. Yavruları
seyrediyoruz..
- Kaç yaşındalar? diye soruyor..
- Çok küçük onlar, yeni doğmuştur...
- Onlar hemen doğunca mı yüzüyorlar?
- Bilmem ki!
- Suda üşümezler mi?
- Üşümezler herhalde..
Hiç bir soru beni yaşadığımız
bu ana getiremiyor.. Güneş
gözümü alıyor. Kulaklarımda
uğultu.. Derin bir nefeste
baharı içime çekemiyorum..
- Acıkmışlar mıdır?
- Belki !
Kağıt helva istiyor. Elimdeki
röntgen filmlerini bacaklarımın
arasına sıkıştırıp çantamdan
para çıkarıp veriyorum.
Kağıt helvayı ne zaman alıp
geldi farkında bile olmadım.
Kuğulara dalmışım...
Küçük parçalar koparıp kuğulara
atıyoruz. Yavruların lokmaları
kapışırken yaptıkları acemiliklere
kahkahalarla gülüyor.
Onu mutlu etmek ne kolay!
Ya beni?
Bu parktan birlikte geçişimiz,
olmasını hiç istemediğim bir
günün anısını taşıyacak..
Onun içinse ne büyümek ne
de hatırlanacak böyle bir
anı olmayacak..