| |


| |

Geceyi
sessizce
bitirmeye
hazırlanırken
çalan
kapının
sesiyle
irkildi.
Nicedir
kimse
gelmemişti
kapısına.
Kimseyi
de
istemiyordu
zaten.
İçindeki
maviler
donmuştu.
Bir
sevdayı
tek
başına
yaşamayı
seçmişti.
Yalnızlığının
sorumluluğunu
taşıyacak
kadar
yürekliydi.
Geceler
bir
sancı
olup
içine
işlerdi;
ama
yireğinin
en
güzel
yerine
oturttuğu
o
sevdayı
düşündükçe
içine
yayılan
sıcaklık
alıp
götürürdü
tüm
sancılarını.
Ne
kadar
zamandır
böyleydi,
ne
kadar
zamandır
en
yakın
dostu
özlem
olmuştu,
hatırlamıyordu.
Evet
özlüyordu.
çünkü
özlemin
içinde
o
deli
sevdasını
buluyordu.
Gidenlerin
arkasından
ağıt
yakmamayı
çoktan
öğrenmişti;
ama
bu
başkaydı.
Kimseyi
onun
kadar
sevmemişti.
Birine
anlatmaya
kalksa
sözcükler
yetmiyor,
acizleşiyordu.
Neye
benzetse,
bir
yeri
eksik
kalıyordu.
Hep
ona
dokunmak,
hep
onu
hissetmek
ve
hep
onu
yaşamak
istiyordu.
Bu
yüzden
onun
olmamasını
bile
umursamıyordu
artık.
Sevdasını,
sevgilisi
olmadan
yaşıyordu.

O
gittiğinden
beri
hayatına
girip
çıkan
kimseyi
kabullenememişti
yüreği.
Başka
bedenlerle;
ama
onunla
sevişmişti.
Sonra
da
utanmıştı
kendinden..
Her
sevişmesi
üçlü
bir
ihanetle
sonuçlanmıştı.
Kendini,
bitmeyen
sevdasını
ve
o
yabancı
bedeni
aldatmıştı
hep...

Kapıyı
açmak
için
yerinden
kalktığında
masada
duran
deli
sevdasının
yazdığı
bir
yazıya
ilişti
gözü..
"Gözlerini
almalıydım
karşıma,
aldım.
Her
yerime
aldım
seni..
Günler
geçtikçe
her
dokun
işliyor
bir
yerlerime.
Masmavi
bir
yere
götürdün
beni,
kendimi
göreyim
diye..
Ellerimi
tuttun
benim,
kanım
daha
hızlı
aksın
diye..
Dudaklarımı
öptün
benim,
kafamı
yastığa
koyduğumda
seni
düşleyeyim
diye..
Çünkü
sen
bunları
yaparken
aslında
beni
hayata
döndürdüğünün
farkında
değildin.
Paylaştığımız
her
şey
çok
güzel;
ama
korkuyorum..
Günün
birinde
sensiz
bırakılmaktan,
sensiz
kalırsam
bir
hiçlikte
yok
olmaktan
korukyourm.
Bu
yüzden
benliğimi
kaplayışını
durdurmak
istiyorum;
ama
yapamıyorum.
Ben
hep
seninle
bir
dakika
öncesinden
daha
çok
şeyi
bütünleştirmek
istiyorum."

Bilmem
kaçıncı
bin
kez
okuduğu
yazıyı
bir
kez
daha
okurken
kapının
ısrarla
çalındığını
fark
etti.
Mektubu
bıraktı,
kapıya
doğru
yürüdü
ve
açtı.
Deli
sevdası
kapıdaydı.
"Hoşgeldin"
dedi,
sessizliği
tükendi,
hüzün
tükendi,
özlem
tükendi..
Artık
aşkın
vaktiydi
ve
tükenmemesi
gereken
tek
şey
aşktı..

Mehmet
Coşkundeniz
Grafik
Tasarım
Kumru
|
|
|
|
|
|
|
|
©www.kumru.net
/ 2005
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|