 |
 

| |
Ülkenin
birinde,
iki
gerçek
dost
yaşarmış.
Birinin
malı
ötekinin
malı
gibiymiş.
Bir
gece
ülkede
herkes
dalmış
derin
uykuya
.
Orada
güneş
battımı,
"fırsat
bu
fırsat"
der,
uykunun
tadını
çıkartırmış
millet.
Gece
yarısı
bizim
dostlardan
biri,
fırlamış
yatağından.
Koşmuş
doğru
dostunun
evine.
Uyandırmış
hizmetçileri
tatlı
uykularından.
Dostu,
yukarıdan
duymuş
sesini.
Hemen
kaptığı
gibi
kılıcını,
kesesini
koşmuş
dostunun
yanına.
"Hayrola"
demiş
merak
içinde
soluk
soluğa.
"Sen
kolay
kolay
uyandırmazsın
kimseyi.
Uykuyu
da
seversin
üstelik.
Hayrola
ne
oldu?
Kumarda
kaybettiysen;
al
şu
keseyi,
evini
bastılarsa;
işte
buradayız
ben
ve
kılıcım.
Haydi
gidip
haklarından
gelelim."
"Yok
a
canım"
demiş
dostu.
Ne
o,
ne
de
bu.
Rüyamda
biraz
düşünceli
gördüm
seni.
Sakın
başı
dertte
olmasın
deyip
koştum.
Kusura
bakma
dostum."
Gerçek
bir
dosta
sahip
olabilmek
ne
güzel.
Derdini
açmanı
beklemez
bile.
Kendi
akıl
edip
söylemek
ister,
belki
sen
çekinirsin
diye.
Sevdiği
insanın
üzerine
titrer.
Bir
düşten,
bir
hiçten
nem
kapar.
Böylesi
dostlar,
böylesi
dostluklar
herkesin
başına
olsun.

Yazarı
Bilinmiyor
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|