| |
| |
|
Topraklara
bakamaz oldum
Basamaz oldum toprak
yollara,
Yürüyemez oldum, koşamaz
oldum...
Çiçeklerimi verdim
hep koluya, komşuya...
Suda yaşayanlar duruyor
da
Toprakla sarmaş dolaşlara
Su bile veremez oldum.
Evinizin önünden geçemez
oldum
Camlarınıza bakamaz
Annene selam veremez
oldum.
Gülümsüyor yüzüme
Gülümsüyorum...
Sonra ağlıyor omuzumda
Ağlıyorum...
O hep susuyor
Ben hep susuyorum.
Birlikte oluk oluk
kanıyoruz.
Birlikte çığlık çığlığa
susuyoruz.
"El"olman
daha mı çok acıtırdı
içimi, bilmem ki?
"El olmak"
ya da...
Yani, sevdalanman
bir başkasına...
Yani ardın sıra sürüklendiğimi
göre göre,
Kanata kanata içimin
yaralarını,
Bir başka ak duvak
ardınca
Koşaradım çekip gitmen...
Yani;
Fırlatıp atman, umursamaman,
boşvermen
Terketmen, kovman,
dövmen, sövmen...
Daha mı acı olurdu?!
"Daha zor"
diyorlar
İnanmıyorum.
Anlıyorlar.
Susuyorlar.
İçimi acıtan o şey...
Yani gidişin...
Yani dönmeyeceğin...
Yani dönemeyeceğin...
"Zamanla azalır,
acılar sabit değildir"
Diyenlere inat,
Zamanla çoğalıyor.
Bilmiyorlar... Ben
biliyorum!
Yiyemiyorum, uyuyamıyorum,
Gülemiyorum, yaşamıyorum...
Varsa eğer birbirimizden
farkımız,
Ben hala nefes alıyorum.
Hani;
"Dudak bükme
sevdama, küçümseme
sakın!
Bazıları bir kez sever
Ya da birkez sevmek
için yaşar."
demiştin...
"Ve... önemi
yoktur ömrünün
Kaç yıla endeksli
olduğunun,
Kaç yıl sevda çekeceğinin...
Yirmibeş?!... Elli?!...
Benimkisi kısa sürecek
belli.
Zaten elli yıl bu
sevdaya
Yürek de dayanmazdı
be sevgili.
Bir kez im, son kez
im, sabit sayım, sevdiğim...
Üzülme, ağlama...
Zaten ben sevmekten
ölecektim!"
Yanıldın...
Yanıltdın...
Kandırdın...
Sevmekten ölünmüyor
!
Severek ölünüyor!
Ve;
Ölüler de sevebiliyor
Ben öğrendim.
©
Kumru |
|

|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|