| |
 |
| |
|
Havada çiçek kokusu var.
Ağaçlar tomurcuk verdi,
Yoncalar toprağı aralayıp
Ürkek ürkek başlarını uzattılar.
Güneş sıcak, rüzgâr nazlı.
Serçeler aşk danslarına başladılar.
Oysa ben biliyorum gülüm...
Bu yalancı bahardır, yalancı bahar.
Hiç ummadık anda bir soğuk rüzgâr
çıkar.
Kara bulutlar üşüşür.
Daha dün baharın geldiğini sanan
kuşların,
Yarım kalmış şarkılarının yerini
Duvara vuran kepenklerin sesi
alır.
Serçeler kaçışırlar.
Anaç kumru tarumar.
Bir de bakarsınız ki kış geri
gelivermiş.
Bir fırtına... Bir soğuk...
Yağmurla karışık biraz kar.
İşte o zaman ben,
Çiçek tomurcuklarının daha başlarını
uzatır uzatmaz
Kavrulup yanmalarına dayanamam.
Yaşam zaten "yalancı bahar"larla
doludur.
Kimi zaman bir gülücük, kimi zaman
birkaç satır mektup,
Kimi zaman bir hayal,
Kimi zaman bir düğün,
Kimi zaman bir iş,
Kimi zaman bir küçük umut.
Tomurcuklar açar.
Güneş sıcak, ılık rüzgâr...
Ama yalancı bahardır.
Ben yalancı baharları bilirim.
Neydi o; saçımı ilk tarayışım.
Komşu kızına yazdığım
ilk sevda mektubu.
İlk diplomam.
İşe ilk girişim.
Neydi o; yazı yazmaya başladığım
zaman
Dünya düzenini değiştireceğimi
sanmam.
Gerçekleştiğini sandığım umutlarım.
Benim payıma düşen yalancı baharlardı
gülüm.
Havada çiçek kokusu var.
Şimdi aklım havada,
Gözlerim ufuklarda bulut kovalar.
Serçelerin şarkılarının yarım
kalmasını istemem.
Başını doğaya uzatan tomurcuklar,
Ürkek çiçekler yanacak diye bulutlardadır
gözüm.
Bir başka yalancı bahardır diye
ödüm kopar.
Ben yalancı baharları bilirim
gülüm...
Bekir Coşkun
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|