|
| |
Seni
sevmek...
Bir
tutam
nergiz
kokusuydu,
Saçlarından
dağılan,
Dudaklarınla
dudaklarımın
arasında
Sıkışıp
kalan.
Seviyor...
sevmiyor
diye
Koparmaya
kıyamadığım,
Baharın
ilk
uyanışındaki
Papatya
yaprağıydı!
Ya
da,
Uç
uç
böceğinin
kendi
dünyasında,
Aklı
sıra
kocaman
açtığı,
Küçücük
kanatlarıydı.

Seni
sevmek...
Güneşin
engin
denizlerde,
Çırılçıplak
kalmış
haliydi,
Baktığında
yakan,
Uzaklaşıldığında
üşütüp
titreten.
Şımarık
dalgaların,
Sahillere
tokat
gibi
inen
vuruşları,
Ve
her
vuruşunun
ardından
Ağlattığı
kum
taneleriydi!
Kimi
zamanda
Arsız
bir
rüzgarın
sürüklediği,
Toprağa
tutunmaya
Çalışan,
Çaresiz
çiçek
tohumlarıydı.
 
Seni
sevmek...
Uçsuz
bucaksız
gökyüzünü
Minicik
yüreğe
döşemek!
Yağmur
damlalarını,
Kar
tanelerini
avuç
avuç
bölüşmek.
Bozkırlarda
gelincik,
Dağbaşlarında
kardelen
olmak,
Öylesine
kızıl
ve
narin,
Öylesine
beyaz
ve
mağrur!
Kelebeklerin
uçuşu
kadar
hafif,
Sel
taşkını
kadar
coşkulu;
Tarifi
kelimelerle
anlatılmayacak
kadar
Tuhaf
bir
duygu.
 
Seni
sevmek...
Temmuz
akşamlarının
Güzelliğidir
çoğu
kere,
Yıldızları
ve
ışıltılarını
Gözlerinde
seyretmektir.
Bazen
de
ay
ışığının
Suya
yansıyan
gümüş
rengiydi,
Aktıkça
baştan
aşağıya;
Gizli
gizli
rakseden!
Ya
da
sabaha
yakın
vakitlerde,
Çöken
ürpertiydi.
 
Seni
sevmek
var
ya!
O
kadar
güzel
ki
Anlatamam
inan...
Bilal
Coşkun
Grafik
Tasarım
©
Kumru

|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|