Untitled Document
 
   
 
 


 
 
 

Birazdan şafak sökecek ana.
Uzak köylerin birinden
ezan sesi geliyor, bu mektubu yazarken sana.
O nasıl bir ilahi ses ki, yakıyor yüreğimi ta derinden.
Lakin anam, vatan için daha "bir şey yapabildim" diyememenin
bedbahtlığı ile, bu mektubu zor getiriyorum dile.

Ah bir bilsen, nasıl kıvranmakta içimdeki ruh..
Halbuki, dün yanıbaşımda vuruldu
ta Yemen'den arkadaşım Akhisar'lı Memduh.
Herşey nasip. Demek ki Rabbim ona gördü münasip..

Yüzümüzü yalarken sabahın ilk ayazı,
Siperlerde kılıyoruz, belki de bugün son namazı.
Duam o ki, Rabbim :
O mevkii saadete ben de talibim.

Yavaş yavaş dağılmakta, gece mevzilere çöken sis.
Her taraf mahşer yeri.
Bu nasıl bir intikam ki, beyinlerde habis.
Çiğnenirken yeryüzünün olanca değeri,
tiksindiriyor cümle mahlukatı.
Medeniyet gelsin de görsün,
bu vahşetin menşei batı.
Yine de koşarken bir cepheden bir cepheye,
ölüm bize açılan sanki bir gül bahçesi.
Diyarbakır'lı Resül, kucağımda verirken son nefesini
"Buralar gardaş" diyordu "buralar gül kokuyor gül !"

Kaç yıl oldu anam seni görmeyeli?
Kokunu getirir her şafak,
ta oralardan esen her sabah yeli.
Güzel günler olacak anam, güzel günler..
Bayramlar olacak, düğünler
vatanın her bir yanında.
Al bayraklar dalgalanacak, görüyorum anam.
İzmir'li Rafet'in,
daha akşam vurulan Urfa'lı Hayrettinin,
Elaziz'li Ali Turan'ın,
bu topraklara oluk oluk akan mübarek kanlarında.

Ana bak, ellerinden öpüyor Bitlis'li Ahmet.
Bitlis'li Ahmet bizim sancaktar !
"Düşmez" diyor "ben düşmedikçe vurulup,
düşsem de yine ruhum doğrulup,
onu yedi kat arşa taşır..
İşte o an ruhum şad olup,
bu beden toprak altında ancak yatar."

Ah anam,
bu vatan ki,
evladı fukarası koşarken bir cepheden bir cepheye,
hayalinde bezettiği yurdu, yarın öleceğini bile bile,
yarınlar için kurdu.
İlerledikçe Mustafa Kemal'in emriyle ordumuz,
vatan oluyordu vatan tekrar yurdumuz.
Eriyordu göğüsümüzde tankmış, topmuş,
kiminin kolu, bacağı,
kiminin vücudu bin yerinden kopmuş.

Haydi anam, emir geldi.
"Allah Allah.." diyerek çıkıyoruz mevziden.
Mektubu o vakit bitiririm,
dönersek bu şanlı geziden.
Hakkını helal et anam !
Vurlursam şayet, çık köy meydanına de ki;
"Şehit olmuş, şehit olmuş oğlum Mehmet.

Gül kokuyor anam buralar gül !
Sen de gül anam, sen de gül.

.................

Ey anacığım,
Ben Mardin'li Abdulrahim.
Yani oğlun Mehmet'in cephe arkadaşı.
Beni de bir oğlun bil.
Şehit anaları ağlamaz, sil gözlerini sil..
Son sözüdür Mehmet'in;
"Anam" diyordu "anam dökmesin gözyaşı"

Ben Rize'li Mustafa.
Ben Muğla'lı Salih.
Ben Artvin'li Medet
Ben Sivas'lı Ali Rıza.
Kilisl'li Fikret.
Yani oğlunun silah arkadaşları.
"Anam" diyordu "anam dökmesin gözyaşı"

Bir görmeliydin nasıl koşuyordu,
vay düşmanın haline vay !
sanki mübarek gerilmiş yay.
Ne kurşun deviriyordu, ne top güllesi.
Kurşunu tükenmiş, süngüsü kopmuş,
lakin yetiyordu gürz gibi inen sillesi.

Vurulup düştüğü yerdir şimdi kabri.
Orası ki, Vatan'ın tam da kalbi.
Bu yarım kalmış mektup,
işte ondandır emanet.
Sen ki şehit anası,
ilk şehit analarının varırmış Allah'a duası.
Yansa da yüreğin için için,
HERŞEY VATAN İÇİN !
HERŞEY VATAN İÇİN !



Mehmet Çetin

(Bu eser, şair'in özel izni ile sitemizde yayınlanmaktadır. Kopyalanamaz!)



Grafik Tasarım
©Kumru



 
 
 

©www.kumru.net / 2007


 
Untitled Document