Nasıl Geçti Habersiz

Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
Bazen gözyaşı oldu, bazen içli bir şarkı
Her anımı eksiksiz, dün gibi hatırlarım
Dudaklarımda tuzun, içimde durur aşkın

Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı
Hani kuşlar, ağaçlar, binbir renkli çiçekler...
Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı

Ben hala o günleri anarsam yaşıyorum
Sanki mutluluğum geri gelecek gibi
Hala güzelliğini kalbimde taşıyorum
Dalından koparılmış beyaz bir çiçek gibi

Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı
Hani kuşlar ağaçlar, binbir renkli çiçekler...
Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı


Güfte: Nihat Aşar
Beste: Teoman Alpay
Makam: Hicaz


Sana Dün Bir Tepeden Baktım
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre bedel

Nice revnaklı şehirler görünür dünyada
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende kalan...

Sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul...


Şiir: Yahya Kemal Beyatlı
Beste: Münir Nurettin Selçuk
Makam: Hicaz


Otuzbeş Yaş
Yaş otuzbeş yolun yarısı eder
Dante gibi ortasındayız ömrün
Delikanlı çağımızdaki cevher
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar...
Neden böyle düşman görünürsünüz
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar
?

Zamanla nasıl değişiyor insan
Hangi resmime baksam ben, ben değilim
Nerede o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır, kaygısız oldugum yalan!

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız
Hatırası bile yabancı gelir
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir...
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış
Geç fark ettim taşın sert olduğunu
Su insanı boğar, ateş yakarmış
Her doğan günün bir dert olduğunu
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı, nar kırmızı... sonbahar
Her yıl biraz daha benimsediğim
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nereden çıktı bu cenaze?
Ölen kim?!
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında
Uyudun, uyanmadın olacak
Kimbilir nerede, nasıl
Kaç yaşında bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında



Şiir: Cahit Sıtkı Tarancı
Beste: Fethi Karamahmutoğlu
Makam: Hicaz



İstanbul'da Boğaz İçinde
İstanbul'da Boğaziçi'nde
Bir garip Orhan Veli'yim
Veli'nin oğluyum
Tarifsiz kederler içindeyim

Urumeli Hisarı'na oturmuşum
Oturmuşta bir türkü tutturmuşum

İstanbul'un mermer taşları
Başıma da konuyor martı kuşları
Gözlerimden boşanır hicran yaşları
Edalım...
Senin yüzünden bu halim.

İstanbul'un orta yeri sinema
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama
El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne

Sevdalım...
Boynuna vebalim

İstanbul da, Boğaziçindeyim
Bir garip Orhan Veliyim


Şiir: Orhan Veli Kanık
Beste: Şekip Ayhan Özışık
Makam: Hicaz



Seni Ben Unutmak İstemedim ki
Seni ben unutmak istemedim ki,
Uzayan yollara neden inandın
Sevenler verdiği sözden döner mi
Şu yalan yıllara neden inandın

Seni unutsaydım bekler miydim hiç
Bir derdime bin dert ekler miydim hiç
Şu sonsuz hasreti kalbime koyup
Bir ömür boyu ah! çeker miydim hiç

Bana sen uzaktan sitem ettikçe
Benim ümitlerim elimden tutmaz
O yalan sözlere sakın inanma
Seneler geçse de seven unutmaz


Güfte: İ.Behlül Pektaş
Beste: Amir Ateş
Makam: Hicaz



Ağlar Gezerim Sahili
Ağlar gezerim sahili, sanki benimlesin...
Ay'da yüzün, geceyi öpen sularda sesin...
Bilmek istemem şimdi nerede, nasıl, kiminlesin
Dünya gözümde değil, çünkü sen gönlümdesin


Güfte: Selim Aru
Beste: Alaeddin Yavaşça
Makam: Hicaz








Kumru Şiir Sitesi /2003