
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
Nesini
çalmışsan
veya
neyini
almışsan
bir
insanın,
iade
etmenin
yolunu
bulabilirsin.
Peki,
ya
o
insanın
sana
verdiği
zamanıysa?
Ha
zamanının
bir
bölümü,
ha
yüreğinin
bir
dilimi.
Bir
mektubun
güzelliğini
düşünebiliyor
musunuz?
Düşünebiliyor
musunuz
sizin
olmadığınız
bir
'uzak'ta,
sizin
için
vaktini
tüketmiş
olduğunu,
birisinin?
Sizin
için,
sizden
habersiz...
Bir
mektubun
kanatlarındaki
yükü
düşünsenize...
Nasıl
çıpınabiliyor
bu
kanatlar
ve
nasıl
aşabiliyor
bunca
mesafeleri
böylesine
doluyken!...
Duygular
değil
mi
bizi
gönüllere
taşıyan?
Duygular
degil
mi
bizi
yarınlara
taşıyan?
Ha
duyguların
ulaşmadığı
yürekler,
ha
yolcuların
unuttuğu
han
kapıları!
Mektup
geçmemiş
sokaklara
düşmesin
yolum.
Çünkü,
mektup
geçmemiş
sokaklar
karanlık,
mektup
yazılmayan
geceler
yıldızsız...
Selâmsız
kapılar
nefessiz
gibi!
İadesiz
ne
var
verilebilen?
Vermek
istiyorsan,
yüreğinden
bir
dilim
ver,
zamanından
bir
bölüm.
Onun
için,
ondan
habersiz...
Benim
için,
benden
habersiz.
Aynen
bu
yazıyı
yazarken,
senin
haberin
olmadığı
kadar
haberim
olmasın
yazdıklarından.
Aynen
bu
yazıda
olduğu
gibi
gönlün
aksın
klavyenden
monitörüne.
Her
harf
bir
ilmek
ve
satırlar
yüreğinin
çevresindeki
dantel
olsun...
Göreyim.
Sulamazsan
çiçekler
gülmez.
Yollamazsan
selamlar
gelmez...
Bir
mektubun
güzelliğini
düşünebiliyor
musunuz
gerçekten?
Düşünebiliyor
musunuz
sizin
olmadığınız
'uzak'larda
vaktini
tüketmiş
olduğunu,
birisinin?
Sizin
için...
Hemde
sizden
habersiz.
Bugün
selâm'ın
güzelliğini
düşünün...
Muammer
Erkul

|
|
|
|
|
 |
|
|

|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|