İçimizde
yaza dair ne
kadar parlak
düşünce varsa
bir sonbahar
başlangıcı,
bu fikir yoğuluğunun
olgunlaşma safhası
olarak karşımıza
çıkıyor. Çünkü
güneş, çılgınca
dönen bir ateş
topu ve doğanın
her zaman gerisinde
kalan insan,
bu çılgınlığın
bir parçasıdır.
Oysa sonbahar,
insanı yarı
karanlık bir
dünyada kendine
getiren bir
hayal kırıklığı,
daha doğrusu
insanın güneşin
gölgesinde kalan
tarafını ortaya
çıkaran hüzünlü
bir sanatçı
gibi merhaba
diyor, Eylül
ayı ile hepimize.
Bir insan nasıl
şair olmaz bu
mevsimde, solan
yapraklar ve
solan ümitleri
karşısında.

Ben Eyül ayını
hep ortada kalmış
ve kendini bir
türlü anlatamamış
mahçup ve olgun
bir çocuğa benzetirim.
Çok hareketli,
el bebek gül
bebek bir yaz
mevsimi ile
gayet hırçın,
saldırgankış
mevsimi arasında
hep geri planda
kalmış bir çocuk.
İlk bahar çok
şanslıdır çünkü
yazı getirir;
kışı getirense
sonbahardır.
Kendini ve kışı
anlatmaya çalışır.

Kalbe dokunan
bütün hassas
duyguları anlatan
şairler ve onları
en iyi anlayan
sonbahar ve
silik, mahzun
çocuk: EYLÜL.

Latife
Ekdim

Grafik Tasarım
©Kumru
Orjinal Resim:
©Janet Kruskamp
|