Untitled Document
 
   
 
 
   
 
 
  Çiçekler, meyveler gibi..
Yaz, sonbahar ya da kış...

Nedense duygu rüzgarları hep ilkbahara yakıştırılır.
Çoşkular, tutkular hep baharı simgeler.

Gürül gürül akan sel sularına pek yaraşsa da,
bir mevsimle sınırlandırılamaz duygular.

Ne zamanı ne de yeri vardır sevginin, ne de kuralı.
Ilık bir rüzgar da olabilir, savurup götüren bir fırtına da.
Buz gibi yalnızlıkları da yaşatır, sıcacık özlemleri de.

Gün ışığı olur, süzülür yüreğinize.
Isıtır, kavurur belki de yakar.
Yine de onu arar, ona koşar insanoğlu.
Yakınsa da bırakmaz.
Ya yüreğinde saklar sımsıkı,
ya da kaçırır parmaklarının arasından.
Çünkü, özgürdür sevgi.
Tutsak edilmeyi sevmez.

Neden ille de ilkbalar rüzgarları?..
Oysa hemen ardından yaz gelir.
Ve gerçek sevgi yaza daha yakındır.
Yakan, kavuran yine de iyi ki var denilen sevgi.

Buğday güneşsiz olgunlaşamaz.
Ve sevgi, ekmek gibi, su gibi gerçeğidir insanın.
Acı da çektirse, ısıtır, yüceltir, olgunlaştırır sizi.

Anılarınızda neler var?
Neler kaldı kocaman yazdan?
Yüreğinizde sakladığınız yıldızlar mı?
Yoksa bir mevsimlik Yaz duygusu mu?
Hani, yaz yağmuru gibi geçiveren..
Olsun.
Yaşanılan her güzelliğe saygı göstermek gerek.
Yaşamın baharında olan da,
Sonbahara doğru yol alan da ıslanabilir bu yağmurlardan.
Olsun varsın.
Sevgi yağmur gibi yağacaksa ve ıslatacaksa sizi,
bırakın yağsın gönlünce.

Sevebilen bir yüreğinis varsa,
sevgiye saygınız da varsa eğer,
dört mevsim bahar ve yazdır sizin için.
Kışlardan korkmanıza hiç gerek yok.
Sevgi kaynağınız ısıtır sizi.



Suna Tanaltay









Grafik Tasarım
©Kumru





 

 
     
©www.kumru.net / 2006


Untitled Document