 |


Bir dilin
bütün sözcüklerini
kullansam
seni tarif
edemeyeceğimi
biliyorum.
Ulaşılmaz
oldun hep,
dokunmak hissetmek
ve dolu dolu
yaşamak isterken
seni, kocaman
bir yalnızlıktı
payımıza düşen.
Payıma düşen
her şeyi erteledim
ama erteleyemediğim
bir şey vardı
sana benziyordu.
Su olsan;
dokunduğumda
bozulurdun.
Bozulmayan
bir "şey"din.
Gidilecek
bir yer olsan
sonun olurdu,
sonu olmayan
bir "şey"din.
Uykuda görülecek
bir rüya olsan
uyanırdım,
beni rüyamdan
uyandırmayacak
bir "şey"din.
Düşün ki bir
dağdan aşağı
iniyoruz ve
dünyada iki
kişilik türkü
kalmış onu
söylüyoruz.
Öyle bir "şey"sin
sen. Seni
düşündükçe
yoruluyorum
desem, dünyanın
en büyük yalanı
olur. Yalanım
yok. Bugünden
yarına ne
kalır bilmem
ama sen kalırsın
tıpkı yatağı
değişmeyen
ırmak gibi.
Bana hep kendimi
hatırlatan
bir "şey"sin
sen. Uzaksın,
yakınsın,
özlenensin
ama bugün
değil yarın
gibi bir "şey"sin
sen. Gecenin
en karanlık
yerinde, küçücük
bir ışık bile
olsan yine
de istiyorum
seni. Bugün
her ölümle
biraz ölürken,
seni düşündükçe
hayata dönüyorum
yeniden. Gelincikler
gibi bir mevsim
değil, dört
iklim, köşe
bucak... Kim
ne derse desin
dönmeye niyetim
yok. Bir kentin
ortasında
tek başına
kalsam da
çığlık çığlığa
bağırarak
söylerim seni
sevdiğimi.
Bir tek benim
sevgimle yaşasa
da bu sevda
seviyorum
seni. Sensiz
dallarımı
yitirmiş bir
ağaç gibi
yapayalnız
olurum. Kalabalığın
ortasında
bile fırtınalı
bir denizin
en sakin limanı
gibi bir "şey"sin
sen o limandaki
tek yolucu
da ben.

Yazarı bilinmiyor.
|


Grafik Tasarım
©Kumru |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|