|
Yine
sensiz
geçireceğim
zaman
içinde;
bir
koca
365
gün
daha
var
biliyor
musun.
İçinde
tüm
mevsimlerin
sabahında
güneşi,
bulutları,
belki
de tüm
renkleri
kara
bir
fırça
darbesiyle
gözlerimin
ucunda
bırakarak,
belki
de gece
portreleri
sunarak
güne
şahitsiz;
geceye
tanık;
bırakacaksın
beni
öylece
biliyorum.
Bazen
öylesine
korkuyorum
ki;
kelime
üretmekten
yeni
anlamlar
bulup
başka
dillere
söyletmekten.
Sevgi
adına;
saf,yalın,.
ve özgür
şiirler
üretip
bir
uçurumun;bulut
sonrası
bir
yağmurun
belki
de bir
gökkuşağının
ucundan
boşluğa
salmayı
öylesine
istiyorum
ki bir
gün
düştüğü
yerde
şiirli
çiçekler
olur
dile
gelir
diyorum
kardelen
kimliğim...
Olmuyor
biliyor
musun?bir
çok
defa
denedim
boşluğa
şiir
yazmayı.
Kelimeler
kırılıp
düştükçe
boşluğa
daha
yaralanır
oldu
ve bir
bumerang
gibi
dönüp
dönüp
yine
beni
buldu
bilir
misin?
Kendime
yazdığım
şiirler
gibiydi
hayat;
artık
yazmıyorum
çünkü
kendimi
geçmişte
bir
Silginin
isli
parçacıklarına
emanet
bıraktım.
Geçen
her
gün
sanki
eksi
yazılı
bir
çizikti
alnımda;
şimdi
aynaya
baksam
çocukluğumda
düştüğüm
kiraz
ağaçlı
o bahçe
aklıma
geliyor
ne tuhaf.
Ne tuhaf
ki;
Her
şeyde
sen
yoksun
diyorum
itiraf
ediyorum;
çünkü
hiçbir
şeyim
yok,
çünkü,...
Bir
üstadın
dediği
gibi;
"Geçmişte
kaybettiğim
bir
yıla
öylesine
acıyorum
ki;seksen
yaşında
rahmete
ersem
kimse
yetmiş
dokuz
yaşında
öldüğümü
anlayamayacak"gibi...
offf..hiç
kimse!...
Uyansam
rüya
aslına
dönecek
gibi;
tek
sorunum
bu rüyayı
hiçliğe
yormak
kadar
zor
sevdam
bilir
misin?
Bak
yeni
bir
yıl
gelip
konuyor
penceremin
önüne.
Bir
serçe
kuşu
havalanıyor
kar
tutmuş
dallara
ayak
izini
bırakarak.
Köşede
bir
yoksul
flüt
çalıyor
soğuk
bir
kuruşun
sıcağına.
Oysaki
elleri
birazdan
buz
kesecek
ve susacak
bir
kuruşun
eksikliğinde
aşkları.
Ve ben
bir
flüt
sesi
gibi;
içime
sensizliğin
kadavra
kimliğini
çoktan
gömeceğim.
Evet
bir
yeni
yıl
daha
tren
gürültüsü
sessizliğinde
geçecek
gözümden.
Noel
baba
alnıma
eksi
bir
çizik
atmak
için;
hediye
paketiyle
kandırmaya
çalışacak
şöminenin
başında.
Ne tuhaf
doğum
günümdeki
saklanışlarım
geliyor
aklıma.
Çocuklar
çalmasın
diye
bir
mumun
karanlığında
seni
dudaklarımda
saklayışımı
bilseydin;
yemin
ederim
ömründe
bir
daha
dilek
dilemezdin.
Doğum
günümdeki
tüm
mumlar
kendiliğinden
yanıp
sönüyordu
oysaki
daha
pastamı
yemedim
diyordum
yokluğunu
arayarak.
Ve şimdi;
Önümde
bir
dilim
pastayla
yine
yıkılıyorum
bilsen.
Bir
çocuk
daha
aç diyorum
dışarılarda.
Bir
anne
hastane
kapısında
yavrusuna
yanıyor.
Bir
kibrit
düşüyor
yoksul
ocağına
ve ateş
düştüğü
yeri
yakıyor
yüreklere
inat.
Biliyorum
ki sen
yıllarca
sönmedin
şuramda.
Bazen
sirenler
içinde
geçtin
çaresiz
bakışlar
içinde
gözümden.
Bazen
de yetişemediğim
bir
trendin
peşinden.
Biliyor
musun?
"Yorumsuz
hayatımı
bir
rüyaya
yoracak
kadar
zamanın
vardı
sevgili
ama
bir
mumun
çoğaldıkça
ateşi;
dileğimi
değil
yaktığı
ömrüm
kadardı
erimiş
kimliğim
ve arttıkça
mumlar;
söndüremediğim
kayıp
yıllardı
..............
".
İsa
Karatepe
|