Untitled Document
 
   
 
 




 
 
 


 
Düşündüğümüz zaman, bizi incitecek bir çok detay var
aslında. "Günaydın"ımızı karşılamayan yüzler, bir ricamızı
bin dereden su getirterek ifa eden arkadaşlar/tanışlar,
trafik kilit olduğu halde kapıyı açmayan, "durakta değiliz"
diye bizi dışarı salmayan, yahut içeri almayan otobüs
şöförü, otobüsün içinde bizimle akbil'ini ya da biletini paylaşmayan yolcu, yakınlaşma çabamızı "Sınız"
edasıyla püskürten herhangi bir kişi, gizlemeye
çalıştığımız bir utancı ele güne açık eden akraba,
maaşımızı kendi cebinden ödeyen insan kaynakları
personeli vs..


Hani bir kapı çıkar karşınıza bir binada, bir yolda,
ucunda, ortasında kapı olabilecek herhangi bir yerde..
Sonra siz o kapıdan girersiniz ve hafif kenara
kaykılıp, arkanızdan gelen tutsun diye kapıyı bir
müddet elinizle tutuverirsiniz. Sonra o arkadan
gelen "kişi" kapıyı tutmaya tenezzül dahi etmeden,
sizi kapıyı tutmaya mahkum eden bir salınıverme
ve netlikle süzülüverir içeri..
Ve siz arkasından bakakalırsınız. Kapı elinizde..


Kırgınlığınızı kızgınlığa mı karıştırırsınız artık, yoksa
şaşkınlığınızla mı harman edersiniz, orası size kalmış.
Duygularınız bir yana, düşüncelerinizi harekete
geçiren bu "an", ister istemez psikoloji, sosyoloji,
antropoloji bilimlerine ilginizi artırır. Rüzgar gibi
geçen, kuş olup uçan varlığın tabiatını eşelemek
istersiniz. Ego mudur, dalgınlık mıdır,
kapı önü iktidar muhaberesi midir, yüce narsizm
elçisi midir, telaş mıdır, teşekkürsüzlük
humması mıdır..
Nedir, nedir, nedir..

Ey sevgili naif kapı tutucuları;
kalbim sizinle !


Yazarı Bilinmiyor



Grafik Tasarım
©Kumru





 

 
 
©www.kumru.net / 2007


 
Untitled Document