Bu yazının sevgilisi olanlarla, bu haftayı "ona ne hediye alıcam?" diye geçireceklerle bir ilgisi yok. Onların telaştan bu yazıyı okumaya vakitleri de yok. Ben "sevgililer günü"nde sevgilisi olmayanlara, mağazaların vitrinlerindeki kırmızı ve bir yerinde mutlaka şekli olan hediyelik eşyalara bakmadan yürüyüp gidecek olanlara yazıyorum.


Onlar kendilerini bilirler... Onlar 14 Şubat'ları iyi tanırlar... Yalnız geçirmeye alışıktırlar ve dahası yılın en kısa gününün, "o gün" olması gerektiğine inanırlar. En uzun ilişkileri bile asla kısacık Şubat'a yetişmez. Hiç kırılmaz sabırları, dilek tutmadan ama en çok umut ederek yaşarlar. Onların silahları aşktır ve kendi silahlarıyla birini öldüreceklerse bu onlara cenneti vaat ettiklerinden olacaktır. Onlar aşkta günü değil bir ömrü beklerler. Kırmızı dikenleri canlarını acıtmaz değil, acıtır... ama yapraklarının acıyı azalttığını da bilirler. Yaralandıklarında "Aşk! nasıl içime yerleştiğini biliyorum, bana nasıl geçip gideceğini anlat..." diye dua ederler. Yanlışta ısrarcı kalplerini affettirmeye çalışırlar yeniden verecek olana. Kimse silmezse gözyaşlarını kendi yaralarına kendileri üflerler. Delidirler ama iyidirler...


Masal kahramanlarını en çok bu ay hatırlarlar. Hikayeler onlara en çok bu ay uğrar. Polyanna; ağır, derin, yaralı aşık karakterlerin yanaklarına rujdan pembelikler yapar ve kol kola şarkılar söyleyerek eve dönüş yolunu birlikte unutmaya çalışırlar. Eskileri silerler, yenileri umursamazlar, günü bitirmek için birbirlerine iyi niyetli yalanlar söylerler... İnsanın bir sevgilisinin olmamasının ne gibi faydaları olduğunu düşünerek kahkaha atarlar. Kendi yalanlarına en çok kendileri gülerler. Aşkın ara sıra yalnız başına yaşanabilecek bir durum olduğuna inanırlar. Kendilerine inanmayanları da mutluluk oyunlarına almazlar. Oyun bozanlara bazen aşık olabilirler ama onlarla asla oynamazlar.


Onlara neden sevgilin yok diye soru da sorulmaz, kendi durumlarından çok şey öğrenmişlerdir... "Bugün 14 Şubat...Neden sevgilim yok?" diye kendilerine sorarlar ve makul cevaplarını sıralarlar...
"Çünkü artık görerek de öğrenebiliyorum, ateşin yaktığını bilmek için ona dokunmama gerek yok... sevgilim yok çünkü arka cebimde yanık merhemi taşımaktan sıkıldım, çünkü yaralarımın iyileşmesi için zaman lazım, çünkü ilgi alanlarımı sınırlamak istemiyorum, çünkü oldu da noldu, çünkü tek kişilik bir hayatı da öğrenmeli insan, sevgilim yok çünkü göz pınarlarımın dinlenmeye ihtiyacı var..." mutlu olmak için sebepleri, üzülmemek için avuntuları çoktur böyle günlerde...


Mutluluk üzerinde en az diğerleri kadar hakları olsa da onu zorla almaya tenezzülleri yoktur. Yaralarının er ya da geç sahici bir dikişle,gerçek bir merhemle iyileşeceğini bilmek onlara yılın geri kalan her günü için yeterlidir. Onlara göre "Sevgililer Günü" 14 Şubat'ı, aşk'sa bütün hayatı iyileştirir. Sadece yetim dudaklara, eksik yataklara, tutulmamış sözlere ağlarlar. Eski sevgililerini düşünmek açık kalp ameliyatı gibidir, uzun yol arkadaşlarının varlığıysa gülümseme sebebi... Aşkın, yaraları zor kapanan şeker hastalarıdır onlar...


 İkinci el sevgiye ve ikinci şanslara inanmadıklarından çıktıkları kapıların anahtarlarını saklamazlar. Gidenlerin geri dönmeyi ne zaman düşüneceğine, aşkta mı yalnızlıkta mı daha çok üşüneceğine kafa yormazlar. Aşkta mutsuzluğun provası olan eski sevgililerine kin beslemezler, sadece el sallarlar. Dedim ya delidirler ama gerçekten iyidirler...


Boyunlarında "keşke" ipiyle dolaşmamaya yeminlidirler ama aşkta birilerinin onları asacağı gün gelirse altlarındaki sandalyeye kendileri tekme atarlar. Küçük hayatlarını yaşamak uğruna büyük aşklarını feda etmeyecek kadar yüreklidirler aynı zamanda. Ortalama şiirlere güzel kaçan kelimeler gibi çekip alırlar kendilerini yakışmadıkları yüreklerden. O yüzden uzaktırlar bazen... sırf o yüzden...Bu umutlu yalnızlıkları, aşk için ne kadar ilahi şeyler düşünseler de onları "sevgililer günü"nde üvey bırakır. Yine de üzülmezler, bilirler...Aziz Valentine'ın üvey çocukları, Aşkın öz evlatlarıdır.


Hiç kutsanan olmayacaklardır ama lanetlenen de... Hiç kazanan olmayacaklardır ama kaybeden de. Belki özlenen olmayacaklardır hiç ama unutulan da... Aşk onları hep hatırlayacaktır ... kendi ölümsüz tarihinin yazılmamış sayfalarında...


Onlar  bazı sonların, başlamak için en iyi yer olduğunun farkındalar. Onlar bu "sevgililer günü"nde de kimseden fazla yara bandı istemeyecekler. Onlar son kullanma tarihi olmayan aşkların ve bakışların gününü kutlamak için bekleyip duracaklar. Kendileri için gerçek "sevgililer günü" nü zamanı geldiğinde kendileri ilan edecekler...




Emre Kalcı










Grafik Tasarım
©Kumru