Kardeşim... Kusursuzum...
Gözlerinin önünden geçti mi hayatın
O güzel, çakır ela gözlerinin önünden
O kısacık hayatın
Anı olmaya bile fırsat bulamayan, yaşadıkların...
Ve benli günlerine de değdi mi
Giderken bıraktığın,
Gözlerindeki o son bakışın.

Gitmişliğini sindirememiş bir abla yüreği şu an her biri kendi içinde bir ağıt olan kelimelerle,bu cümleleri doldurmaya çalışan.Anlatsam kimse anlamaz, anlattığımca bile. Ve dahi anlamaktan çok, yanlış anlamaya programlıdır o kimseler. Çünkü korkak ve dönek ve cehalet taciridir onlar. Susarak dinlemezler. Konuşsalar, kendi kelimelerini işitmekten acizdirler. Zaten boşluk duyulmaz. Boşluğa konuşulamadığı gibi.

Söyle, kime yanayım derdimi!
Bu yüzden,
Ağlarsam, bağışla.
Yakan özlemindendir,
İçime akan yaşlarla beslediğim.

Senle büyümek vardı, yine ve hep...
İlk sevgilini, ilk anlatabildiğin olmak...

Gizli gizli sigara içerken sen, aniden annemiz girdiğinde odamıza, "suçu' kendi üstüme almak...
Sıcak yaz akşamlarında,karşılıklı kurulup balkon masasına, çaylarımıza şeker niyetine gülüşmelerimizi katıp, havadan sudan konuşmak...

Nefes alış verişlerini duyabilmek vardı.
Ama gittin.

Gittin ve kof şimdi içim. Tek düğme sendin, ruhumu bedene bağlayan. Buna karşın hala direnmekte hayata bedenim. Oysa sen gittin. "Resmen' gittin. Nasıl, hangi güçle yaşayabildiğimin idrakinde bile değilim. Ezbere alıp veriyorum nefesleri.

Gittin.
Sustum ben.

Ses vereceğim ses, senin sesin olmadıktan sonra, pek anlamlı gelmiyor konuşmak.
Hep içime bağırıyorum, başkalarına yuttuğum sesimi. Sen nasılsa sessizliğimi duyabilirsin artık ya, kaygısızım.

Kızgınlığım yok artık.

Belki bu geçen beş sensiz sene boyunca neye kızmam gerektiğini bulamadığım için, belki kızgınlığımı üzerine boşaltabileceğim "somut bir suçlu' olmadığını artık kabullendiğim için, belki de kızmam gereken bir durum olmadığı için...

Artık kızmıyorum gittin diye. Ama bu ne seni özlememe, ne de bir vakitler Ğşu an bana başka bir enkarnemde yaşamışım gibi gelen "bir vakitler'- birlikte paylaştığımız bu odada, oturup bir vakitler tam karşısında senin yatağın olan yatağıma, duvara verip sırtımı "ne çıkardı ölmemiş olsaydı!' türevi cümlelerle "ağlaklaşmama' bir engel teşkil ediyor.

Zira :

"'Ayrılık nedir bilene
Her ayrılık ayrı bir kor.
Alışmaz ki insan git gide
Yaşadıkça herşey daha zor.

Yürek olamaz bir taşa eş
Çatlasan da sabrederek
Bin ayrılık geçse de içinden
Yürek yine eşittir yürek.''
Ve bilirsin,bir söz vardır :
"'Ölüm Allah'ın emri,ayrılık olmasa!...''

Sensizliğin ardından kendime dönüşüm, asetonu oldu gözlerimin. Gerçekleri gizleyen o gerekmez perdeyi sildim, gözlerimin önünden.

Karanlığı görebiliyorum artık. Orada yaşayan insanımsı mahluklara kendimi fark ettirmemem için,kendi ışığımı da söndürmem gerektiğini sanıp telaşlanmıştım önceleri. Ama çok geçmeden anladım ki, onlar ışığa bakmıyorlar. Çünkü görmüyorlar. Çünkü "asetonları' yok. Hiç olmamış. Ve olmayacağını zannediyorlar...
Demek istediğim ne biliyor musun, kardeşim anlamım :

Herşeye rağmen,
İyi ki gittin.
Yırttı geçti son nefesin ama iyi ki gittin.
Burada ne var zaten.
Hayal kurup duruyor insan.
Gerçeklik bile yok rüyaların müspet tabirlerinde.
Ağlama oralarda (eğer ağlamak varsa,sana)
İyi ki gittin.

Bak bana, görüyorsan
Meserret mi kaldı bakışlarımın değdiği günlerde.
Hafiliğim dersen, onu da gömdüm, kemterleşmiş duyguların, dökülmez yapraklar açan karaca ağaçlarının köklerine.

İyi ki gittin.

Bugün Mart'tan bir Pazar
Yalnızım, sıkılmaktayım.
Ama düşünme.
Hem sen de sevmezdin Pazar'ı, hem ben de.
Birlikte sevmez, birlikte sıkılırdık...Pazarları, Pazarlardan...
İyi ki gittin.

İyi ki gittin.
Dost da kalmamış bu zamanda.
Sevenlerin hepsi karasüyek.
Yüreklerin hepsi köçek.
Ağlayan da yok doğru dürüst
Herkese uzak geliyor ölmek.

Boşver. İyi ki gittin.

Eksiklik yüklemedi sana, bu. Yok terk edişinde bir değer, kaybedecek. Zaten hava da tükendi buralarda. Birbirinin nefesini soluyor insan. Şeref de bitti üstelik. "Gidenler' aldı götürdü hepsini. Senin gibi gidenler.
İyi ki gittin.

Şerefsizlik sarmazdı seni.

Kardeşim... İnsanlığım... Yüreğim... Mavim... Işığım... Anlamım... Var oluş sebebim...
Vaktim gelip de, bakışlarım tükenir, soluğum kesilir, sana dönersem eğer ve hiç sevgi götüremezsem, götürmemişsen buradan oralara, o boyutta kardeşlik de yoksa, beni, yüreğine sakladığım gözlerimle hatırla.

Ben seni saçlarından tanırım.

Zehra Görgel